web log free

Kültür Balıkçılığı

Kültür Balıkçılığı Nedir?

Kültür balıkçılığı Hakkında Salih Adasi ve Apostol Adasi'nda bulunan 28 firmada ekmek yiyen 10 bin kisi kan agliyor. Çünkü karar Bakanlar Kurulu'ndan geçerse yerlerine turistik tesis yapilacak olan balık çiftlikleri kapanacak Issizligin rekor artis gösterdigi, dis ticaret açiginin giderek büyüdügü Türkiye'de o malum kafa bir kez daha ortaya çikti. Yillik 4 milyar dolarlik gelir potansiyeli olan kültür balıkçılığı için Bodrum'daki Salih Adasi ve Apostol Adasi'nda girisimcilere yer önerip yatirim yaptiran devlet, milyonlarca dolarlik projeler hayata geçirildikten sonra bölgeyi turizm alani ilan etti. Bölgede Türkiye'nin kültür balıkçılığı üretiminin yüzde 30'unu elinde tutan 28 firma bulunuyor. 10 bin kisi balıktan ekmegini yiyor. Karar, Bakanlar Kurulu'ndan geçerse geçerse, 10 yil içinde balıkçılık tarihe karisacacak. Çünkü turizm yatirimcilari, balık çiftliklerinin faaliyetlerine izin vermeyecek. Önce izin verdiler Türkiye'ye yilda 1 milyar dolara yakin katma deger kazandiran ve 140 milyon dolarlik ihracat yapilan kültür balıkçılığı büyük tehdit altinda. Kültür balıkçılığı yüzde 30'unun gerçeklestigi Bodrum Gündogan yakinlarindaki Apostol Adasi ile Güvercinlik açiklarindaki Salih Adasi, Turizm Bakanligi tarafindan turizm alani olarak ilan edildi. Ancak bu kararin Bakanlar Kurulu'ndan kararname olarak çikmasi gerekiyor. Isin aslina bakilirsa balıkçilarin Turizm Bakanligi'yla arasindaki problem bugünün isi degil. Bodrum'da balık çiftliklerinin kurulmaya baslandigi 1990'li yillarda balıkçilar, "kiyiya yakin" diye issiz koylarin açiklarina sürüldü. Bu sirada Mugla Kültür balıkçılığı ve Su Ürünleri Yetistiricileri Birlik Dernegi de Apostol Adasi ile Salih Adasi'nda üretim yapmak için izin istedi. Tam 11 imzanin ardindan girisimcilere burada üretim yapmalari için izin verildi. 1999 yilinda bölge, "su ürünleri potansiyel alani" ilan edildi. Ancak devlet, bölgedeki kira süresi olarak 15 yillik sözlesme yerine 10 yillik sözlesme yapti. Ne varki Turizm Bakanligi yillar sonra bölgeyi turizm alani olarak ilan etme hazirligina giristi. Bu girisimin temelini Nazli Ilicak'in mülkiyetindeki koyun satisi olusturdu. Ilicak'tan koyu satin alan Fransiz sirketi turizm tesisi yapmak için bakanliga basvurdu. Bakanlik da bölgenin "turizm alani" olmasi amaciyla bir kararname hazirlayip Bakanlar Kurulu'na sundu.

balıkçilar tepkili Turizm sektörüyle karsi karsiya gelmemek için açik denize çikmayi da kabul eden, Apostol Adasi ile Salih Adasi çevresinde konuslanan balık çiftlikleri bu kararname nedeniyle büyük panik yasiyor. Turizm Bakanligi'nin girisimi Mugla'da su ürünleri yetistiricilerinin tepkilerine neden oldu. Bakanligin girisiminin "Çevre Düzeni Plani'na aykiri oldugunu" belirten Mugla Kültür balıkçilari ve Su Ürünleri Yetistiricileri Birlik Baskani Orhan Kiliç, "Bu ada daha önce su ürünleri potansiyel alani ilan edildi. Çevre düzeni planina böyle islendi. O nedenle söz konusu kararnamenin yeniden degerlendirilmesi gerekir" dedi. 28 isletme var Kiliç, Kültür ve Turizm Bakanligi da dahil 9 bakanligin uygun görüsü alinarak, 2000 yilinda yürürlüge giren Bodrum-Milas Çevre Düzeni Plani ile kültür balıkçılığı yapilacagi potansiyel alanlarin belirlendigini belirterek söyle konustu: "Bu planlamanin ardindan balık çiftçileri yeni yatirimlar yapilarak, Salih Adasi'na tasindi. Toplam 28 isletmenin bulundugu Salih Adasi'nda su anda üretim 15 bin ton, yaratilan katma deger ise 200 milyon dolardir. Burada yapilan üretim faaliyeti ile 10 bin kisiye istihdam imkani saglanmistir. Simdi Bakanlar Kurulu'na sevk edilen kararname kabul edilirse, bu tablo bir anda yerle bir olacaktir." Yatirimci ürkecek Kültür ve Turizm Bakanligi'nca defalarca görüsülmesine ragmen, bakanlikça hazirlanan kararnamenin, Bakanlar Kurulu'na sevk edilmesinin anlasilir olmadigini belirten Orhan Kiliç sunlari söyledi: "Bodrum yarimadasinda turizme açilan ve açilabilecek bir çok alan varken, Salih Adasi'nin Tarim ve Köyisleri Bakanligi'nin da olumsuz görüsüne ragmen turizme açilmak istenmesine bir anlam verilmemektedir. Sektörümüz açisindan çok büyük sorun yaratacak kararname, yeniden degerlendirilmelidir." Salih Adasi'nin 2'nci derece Arkeolojik ve 3'üncü derece de Dogal Sit alani oldugunu söyleyen Orhan Kiliç, "Belirlenen bu bölgede bir turizm yapilasmasinin baslatilmasi bu ilgili yasalara uygun olmayacak. Karada yapilasmaya izin yok. Salih Adasi'nda Türkiye'nin en büyük yabanci sermayeli Norveç menseili Fjord Marine firmasinin sahibi oldugu Aegean Dis Ticaret Sirketi 25 milyon dolarlik yatirim yapti. Böylesi bir olay yabanci ortaklari tedirgin edecegi gibi, uluslararasi yatirimcilari da ürkütecektir" dedi.
Ithalat baslayacak Avlanma yasaginin uygulandigi mevsimde, Türkiye'nin taze balık ihtiyacinin tamaminin Salih Adasi ve çevresinden temin edildigini söyleyen Kiliç söyle devam etti: "Tesislerin buradan kaldirilmasi ile birlikte, Türkiye balık ihraç eden ülke konumundan çikarak balık ithal eden ülke konumuna düsecek ve yükselen fiyatlarla tüketicinin balık satin alma imkani azalacak." Kirli suda olmaz Türkiye'nin 8 bin 330 kilometrelik kiyilarinin ancak 45 kilometresinde kiyi balıkçılığı yapilirken, son yillarda balık çiftliklerinin denizi kirlettigi yönündeki iddialar üreticiler tarafindan siddetle reddedildi. Üreticiler, kullandiklari yemlerin tamamen dogal oldugunu belirterek, "Biz baliga balık veriyoruz. Denizdeki balık denizi ne kadar kirletirse biz de o kadar kirletiyoruz. Zaten deniz kirli olsa çipura levrek gibi temiz suyu seven balıklar burada yasayamaz" diye konustu. Son yillarda Türkiye, turizm sektörüyle balıkçılık sektörü arasindaki kisir tartismayi yakindan takip etti. Turizmciler, balık çiftlikleri için kurulan kafeslerin kiyiya çok yakin olmasi nedeniyle turizm için kullanilabilecek alanlarin kirlendigini iddia ederken, balık çiftlikleri kendilerinin kirlilik yaratmadigini savundu. Karsilikli olarak gerilimi zaman zaman artip zaman zaman düsen tartisma bir yana bilimsel veriler balık üretiminin denizde kirlilik yaratmadigini ortaya koydu. Prof. Dr. Atilla Alpbaz Çiftlikler için yapilan sikayetler ön yargili Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi'nden Prof.Dr. Atilla Alpbaz, kültür balıkçilignin ilk yillarinda kiyiya çok yakin kurulan çiftliklerin bu türden sikayetleri hakli çikardigini ifade etti. Ancak, yillardan bu yana Il Özel Idareleri'nin ve Çevre-Orman Müdürlükleri'nin kiyiya çok yakin balık çiftligi kurulmasina izin vermedigini vurgulayan Alpbaz, "Artik bu sikayetlerin önyargi tasidigini düsünüyorum" diye konustu.
Çiftlikler kirlilige yol açmaz Akua Kültür Dernegi Baskani Murat Dag ise, "niçin kirlilik yaratmadiklarini" teknik olarak söyle açikladi: "Levrek ya da çipura porsiyon boy olana kadar 1.8 kilogram yem yiyor. Porsiyon boy bir baligin 18 ayda 800 gram oldugunu düsünürseniz bu balık 18 aylik bir süreçte yaklasik 800 gram diski birakiyor. Üstelik baligin biraktigi diskinin tamami dogaya karismiyor. Çünkü deniz altinda ciddi bir yem yarisi var. Kim neyi yiyebilirim diye bakiyor. Baligin yedigi yemin diskisi bile diger balıklar tarafindan kapisiliyor. Bu nedenle diskinin kirlilik yaratma olasiligi çok düsük. balık diskisinin yarattigi kirlilik baligin yarattigi kirliliktir" Bulanik suda avlanmaz Kirlilikle ilgili söylenen bir baska önemli nokta da baligin yasam kosullariyla ilgili. Çünkü atasözünün de dedigi gibi "Bulanik suda balık avlanmiyor." Baligin hele hele temiz suda yasayabilen çipura, levrek gibi balıklarin yasamasi için su standardinin belli bir oranda bulunmasi gerekiyor. Kirli bir suda oksijen orani da düsecegi için baligin yasamasi mümkün görünmüyor. Çünkü sudaki oksijen orani düsmeye baslayinca önce baligin sindirim sistemi bozuluyor. Yani verilen yemin tamami balık tarafindan çikariliyor. Zayif düsen balık bir süre sonra ölüyor. Bu nedenle balık çiftliklerinin kirli suda faaliyet göstermesi fiilen mümkün degil. Zaten yapilan bilimsel arastirmalar da kirliligin "koparilan gürültü ölçüsünde" olmadigini ortaya koydu. Geçtigimiz yil Izmir Tarim Il Müdürlügü, 587 kilometrelik kiyi seridi ile su ürünleri üretimi açisindan büyük ve önemli potansiyele sahip olan Izmir'de, su ürünleri yetistiriciliginin yogun oldugu yerlerden numune aldi. 22 ayri yerden alinan deniz suyu numunesi analizlerinde sonuçlar yönetmelikteki parametrelerin altinda kaldi.

Dana Feed

History of Dana Feed

DANA FEED A/S - MILESTONES 1990 DANA FEED A/S was founded with the purpose of developing, producing and marketing high quality feed for intensive fish farming. Until 1996 the company was owned evenly by the share holders Superfos A/S and DLG A.m.b.a. DANA FEED Norge A/S established. 1994 DANA FEED Italia S.r.l. established. 1995 DANA FEED received a diploma for being placed in the group "Fastest growing companies in Denmark" 1996 The French industrial group Eridania Béghin-Say took over all shares in DANA FEED organizationally. As regards report DANA FEED was placed in EBS's Animal Nutrition Division, Provimi Holding B.V., Holland. DANA FEED's factory in Nakskov burned down, and it was decided to centralize and rebuild the production in Horsens. 1997 The new factory was inaugurated in September. DANA FEED made the first Green Account. 1998 DANA FEED became a member of Green Network and received due recognition for the first environmental statement. 1999 DANA FEED took over the activities from Provimi Aqua in Holland, and the production was transferred to Horsens. DANA FEED made a licence agreement with Garant-Tiernahrung Ges.m.b.H., Austria. 2000 DANA FEED was awarded the environmental ISO 14001 certification. DANA FEED took over the fish feed activity Aqua Food in Ølgod, Denmark from Vital Petfood A/S, and the production was transferred to Horsens. 2001 DANA FEED inaugurated new R&D Centre on the harbour of Horsens, a few minutes walk from the administration and factory. 2002 DANA FEED inaugurated extruder line no. 2, new warehouse and new administration. 2003 Dry matter raw material tank for stocking of up to 5.000 tons of fish meal in operation. DANA FEED Research Center: Research project on artificial reproduction of European eel (anguilla anguilla) results in larvae surviving 2½ days post hatching. DANA FEED launched LARVIVA - a complete feed range for marine hatcheries. 2004 DANA FEED is awarded the quality management certification ISO 9001:2000. DANA FEED upgrades production line 1. 2005 All companies within the Provimi aquafeed division adopted a common logo. This logo is identic to DANA FEEDs logo up till now. DANA FEED inaugurated raw material tanks for stocking of up to 1.500 tons of oil.

Su Ürünleri

Türkiye'de Su Ürünleri Ne kadar Önemli?

Su ürünleri, ilk akla gelen balıklar olsa da denizler, tatli su gölleri ve akarsulardan elde edilen tüm ürünlerin ortak adidir. Su ürünleri baslica üç grupta incelenir. balıklar, yumusakçalar (midye, istiridye vb) ve eklembacaklilar (istakoz, yengeç vb). Bir diger su ürünü grubunu da bitkisel ürünler olusturur. Ancak bitkisel ürünlerin üretim miktarlari ve ticareti hayvansal ürünler kadar yüksek degildir. Bu nedenle istatistiklerde genellikle ayri bir grup olarak incelenir. Su ürünleri iki yöntemle üretilir. Avcilik ve yetistiricilik (kültür balıkçılığı). Üretimin büyük kismi avcilik yoluyla olmaktadir. Ancak; kültür balıkçılığınin toplam su ürünleri üretimi içindeki payi sürekli artmaktadir. Bunun en önemli nedeni okyanuslardan avcilik yoluyla elde edilebilecek ürün miktarinin artik çok fazla artirilamamasidir. Ayrica okyanuslarda kiyilari olmayan ülkeler için su ürünleri üretiminde en önemli çikis yolu kültür balıkçılığıdir. Dünyada avcilik yoluyla üretimde önemli paya sahip ülkelerin tamaminin okyanuslarda kiyisi vardir. En büyük üretici 11 ülke toplam üretimin % 71'ini, yetistiricilik yoluyla üretimin ise % 89'unu gerçeklestirmektedir (FAO).

Türkiye, okyanuslarda kiyisi olmadigi için üretimde ve ticarette söz sahibi ülkelerden birisi degildir. Ancak Karadeniz gibi oldukça verimli bir denize kiyisi olmasi nedeniyle kendi durumun-daki ülkelere göre sansli sayilabilir. Ayrica uzun kiyi seridi sayesinde denizde yetistiricilik konusunda da önemli imkanlara sahiptir. Su ürünleri özellikle az gelismis ülkelerde halkin en önemli hayvansal protein kaynaklarindan birisidir. Ancak, kisi basina tüketim gelismis ülkelerde daha yüksektir. Son yillarda su ürünleri sektöründe en çok dikkati çeken ülke Çin'dir. Hem üretim miktarinin en yakin rakibi Peru'dan 6 kat fazla olmasi hem de kültür balıkçılığında büyük ilerlemeler kat etmesi ile, Çin su ürünleri sektörünün tartis-masiz devidir. Besin ihtiyacini karsilayabilmek için büyük çabalar sarf eden Çin'in kültür balıkçi-ligindaki deneyimleri özellikle yüksek nüfus artisina sahip az gelismis ülkeler için önemli bir örnek teskil etmektedir.

2001 Yili toplam su ürünleri üretimi yaklasik 142 milyon tondur. Bu üretimin %66'si avcilik, %34'ü ise kültür balıkçılığı ile saglanmistir. En önemli üretici Çin'dir. Çin toplam üretimin %36'sini, kültür balıkçılığı üretiminin ise %71'ini tek basina saglamaktadir(FAO). Dünya toplam su ürünleri üretiminin içinde avci-ligin payi sürekli düsmektedir. Okyanuslardan avcilik yoluyla elde edilebilecek üretim miktari-nin en fazla 100 milyon ton olabilecegi düsünül-mektedir (Brown 1999). Bu nedenle artan su ürünleri talebinin karsilanmasinda kültür balıkçi-ligina olan ihtiyaç her geçen gün artmaktadir. 2001 yili su ürünleri dis ticareti yaklasik 58.2 mil-yar $ kadardir. En önemli ihracatçi Çin, ithalatçi ise Japonya'dir. Çin iç tüketiminin fazlaligi nede-niyle ürettigi miktarin çogunu kendisi tüketmek-tedir. Dünyada en fazla dis ticarete konu olan su ürünleri ise karides, tuna ve salmondur. En önemli ithalatçilar gelismis ülkelerdir. AB, ABD ve Japonya toplam ithalatin %75.7'sini gerçeklestirmektedir. Bu ülkelerin ihracat payi %29.5'dir. Burada ortaya çikan ithalat fazlasinin nedeni sayilan ülkelerin kisi basina tüketimle-rinin yüksek olmasidir. Çünkü bu ülkeler ayni zamanda toplam üretimin % 32.1'ini gerçekles-tirmektedir. Türkiye'de Durum Türkiye'nin 2001 yili toplam su ürünleri üretimi 595 bin ton kadardir. Bu üretimin yaklasik 67 bin tonu yetistiricilik yoluyla saglanmistir. Üretimin %97'sini balıklar, %3'ünü ise diger deniz ürünleri olusturmaktadir (Anonymous 2001). Avcilik yoluyla üretimin %74'ü Karadeniz'de yapilmaktadir. Bunu %15 ile Marmara izlemektedir (Anonymous 2001). En az balık ise Akdeniz' de avlanmaktadir. Türkiye, Akdeniz' den 1km² deniz alanindan en az üretim yapan ülkelerden birisidir.
Ege denizi avcilik yoluyla üretimde %9 paya sahiptir. Ancak en fazla denizde yetistiricilik Ege Denizi'nde yapilmaktadir. Ege toplam denizde yetistiriciligin %79.2'sini gerçeklestirmektedir. Girintili çikintili kiyilari yetistiricilik için oldukça elverislidir. Ancak bu bölgenin ayni zamanda turistik bir bölge olmasi ve yetistiriciligin bir mik-tar deniz kirliligine neden olmasi yer seçiminde dikkat edilmesini gerektirmektedir. Genel Degerlendirme Türkiye su ürünleri üretiminde kendine yeterli ve az da olsa dis ticaret fazlasi veren bir ülkedir. Dünya genelinde söz sahibi olmasa da, kendi bölgesi içinde önemli bir su ürünleri üretimine sahiptir. Yakin dogu ülkeleri arasinda Misir'dan sonra en fazla yetistiricilik yapan ülkedir. Türkiye su ürünleri üretiminin büyük bölümünü Karadeniz' den saglamaktadir. Karadeniz kiyisi olan ülkelerin av baskisi altinda olan bu nedenle üretim miktarini daha fazla artirma imkani olmayan bir denizdir. Diger denizlerin ise verimi düsük oldugu için toplam üretime etkileri azdir. Bu durumda üretimi artirmak için en tatminkar yol yetistiricilige yönelmektedir. Türkiye kültür balıkçılığı için uygun iç sulara, tatli su kaynakla-rina ve deniz kiyilarina sahiptir.Kültür balıkçılığı gelecekteki üretim potansiyeli zannedildi-ginden çok daha yüksektir. Dünya yüzeyinin 3/2'si denizlerle kaplidir. Bu alanlarin tamamin-da avcilik yoluyla 93.7 milyon ton üretim yapilir-ken yetistiricilik yoluyla (çok büyük bir kismi Çin'de olmak üzere) 48.4 milyon ton üretim ya-pilmaktadir. Yetistiricilik seklindeki üretimin tüm dünya geneline yayginlasmasi ile üretim miktari kolaylikla avcilik yoluyla üretimin üzerine çikabi-lecektir. Kültür balıkçılığı üretim deseni iç tüketime yönelik olarak sekillenmektedir. Midye ve kari-des gibi iç tüketimde fazla yer almayan ürünlerin üretimi yapilmamaktadir. Oysa karides en fazla dis ticareti yapilan su ürünlerindendir. Kaynaklar Anonymous, Su Ürünleri Istatistikleri, 1994-2001, DIE, Ankara. Brown, L., Kane, H., Yarini Düsünmek-Dünyanin Nüfus Tasima Kapasitesinin Yeniden Degerlendirilmesi, TEMA-TUBITAK yayinlari, Yayin No: 6, 1999, Ankara. Josupeit, H., Wold Fish Trade, FAO-Globe-fish, Rome, 2003 Vannuccini, S., Overview of Fish Production, Utilization, Consumption and Trade, FAO Fishery Information, Data And Statistics Unit, Rome, 2003 www.fao.org www.globefish.org www.kkgm.gov.tr www.tarim.gov.tr

Amaç ve Kapsam Madde 1- Bu Yönetmelik, su ürünleri stoklarini korumak ve su ürünleri kaynaklarindan ekonomik olarak yararlanmak üzere, su ürünleri ruhsat tezkereleri, sportif amaçla yapilacak avcilik, istihsal yerlerinin degistirilmesi,avcilikta patlayici ve zararli maddelerin kullanilmasi, su ürünleri istihsal yerlerine dökülmesi yasak olan zararli ve kirletici maddeleri, istihsal vasitalarinin vasif, sartlari ve bunlarin kullanilmasi,su ürünleri avciliginin düzenlenmesi, trol avciligi, arizi olarak istihsal edilen su ürünleri, su ürünleri sagligi, su ürünlerinden yapilacak mamül ve yari mamül maddelerin üretimi, su ürünlerinin pazarlamasi ile ilgili usul, esas, yasak, sinirlama, yükümlülük, tedbir, kontrol ve denetimine ait denetimine ait hususlari kapsar. Dayanak Madde 2- Bu Yönetmelik 22.03.1971 gün ve 1380 sayili Su Ürünleri Kanununa dayanilarak hazirlanmistir. Tanimlar Madde 3- Bu Yönetmelikte geçen; Kanun: 1380 sayili Su Ürünleri Kanununu, Bakanlik: Tarim ve Köyisleri Bakanligi'ni ,
Il ve Ilçe Müdürlügü:Tarim ve Köyisleri Bakanligi Il ve Ilçe Müdürlüklerini, Su Ürünleri: Denizler, iç sular ve suni olarak yapilmis havuz, baraj,gölet, dalyan ve çiftlik gibi tesislerde tabii veya suni olarak istihsal edilen, yetistirilen su bitkileri, baliklar, süngerler, yumusakçalar, kabuklular, memeliler, sürüngenler gibi canlilarla bunlardan imal edilen ürünleri, Su Ürünleri Müstahsilleri: Ticari amaçla deniz ve iç sularda su ürünleri istihsal eden kaptan, balikçi reisi, balikçi ve tayfa gibi gerçek kisiler ile tüzel kisileri, bunlarin ortak ve çalisanlari ile su ürünleri yetistiricilerini, Istihsal Yerleri: Su ürünlerinin yetistirildigi ve dogal olarak üredigi, avlanma, üretim, yetistirme ve istihsal yapilmak üzere, içinde veya üzerinde herhangi bir istihsal vasitasinin veya tesisinin kurulabildigi, kullanilabildigi su sahalarini, Istihsal Vasitalari: Su ürünlerinin avlanma, üretim, yetistirme ve istihsalinde kullanilan gemiler, aglar,her türlü araç ve gereç ile malzeme, teçhizat, alet, edevat, yem, takim ve tesisleri,
Uzatma Aglari: Baliklarin galsamalarindan aga takilmasi veya aga vurduklari esnada yaptiklari hareketlerle aglara sarilmasi yada sik gözlü aga çarparak, seyrek gözlü agda torba yapmak suretiyle yakalanmalarini saglayan istihsal vasitasini, Çevirme Aglari: Baliklarin etrafini çevirmek ve bunlari ag içerisinde hapsetmek suretiyle yakalanmalarini saglayan istihsal vasitasini, Girgir Aglari: Alttan büzülen çevirme aglarini, (RG. 18 Mart 2003-Sayi:25052, Madde 1- ile ilave) Alamana Aglari: Alttan büzülmeyen, voli aglari olarak da adlandirilan çevirme aglarini, (RG. 18 Mart 2003-Sayi:25052, Madde 1- ile ilave) Sürütme Aglari: Insan gücü veya mekanik bir güçle istihsal alaninin dibinden sürütülerek çekilmek suretiyle toplanip karaya veya gemiye alinabilen su ürünleri istihsal vasitasini, Çökertme Aglari: Istihsal sahalarinda suyun dibine veya içine çökertilmek suretiyle kullanilan su ürünleri istihsal vasitasini, Serpme Aglar: Baligin üstten atilan ag ile kapatilmasini ve ag içinde kalmasini saglayan istihsal vasitasini,
Trol: Gemiye bagli ve mekanik olarak, dipte su içinde veya su yüzeyine yakin kesimlerde sürütülerek çekilen ve su ürünlerinin bir torbada toplanarak avlanmasini saglayan istihsal vasitasini, Aggözü Açikligi: Ag islakken, ag ipinin ve dügümünün kalinligina bakilmak-sizin, gergin halde bir ag gözünün birbirine karsilikli iki dügümü arasindaki mesafedir. Agin akis yönü dikkate alinarak, birbirini takip eden yirmi ag gözünde yapilan ölçümün ortalamasini, (RG. 18 Mart 2003-Sayi:25052, Madde 1- ile degisik) Balik Boyu: Agzi kapali iken balik basinin ön ucu ile kuyruk yüzgecinin en uzun isininin bitim noktasi arasindaki izdüsüm uzunlugunu, Sportif Avcilik: Ticari amaç disi ve spor amaciyla amatör olarak yapilan su ürünleri avciligini, Atik: Fiziksel , kimyasal ve biyolojik özellikleriyle karistiklari alici sulara da dolayli veya dogrudan zarar verebilen ve ortamda dogal bilesimin ve özelliklerin degismesine yol açan kati, sivi veya gaz halindeki maddelerle enerjilerini, Alici Su: Atik sularin bosaltildigi göl, baraj, dere, akarsu, yeralti sulari, kiyi deniz veya diger su kaynaklarini , Atik Su: Evsel, endüstriyel, tarimsal ve diger kullanimlar sonucu kirlenmis ve özellikleri degismis sulari, (10/3/1995 tarihli ve 22223 sayili Resmi Gazete'de yayinlanan Su Ürünleri Yönetmeliginin Tanimlar baslikli 3 üncü maddesine asagidaki tanimlar,15.02.2004 tarih ve 25374 sayili RG'de ilan edilen yönetmelik degisikligiyle ilave edilmistir.)
Tam Boy: Gemiye ait tonilato veya denize elverislik belgesinde yer alan en büyük boyu, bu belgelerin bulunmadigi durumda gemi için düzenlenmis belgede bulunan en büyük boyu, Zaptetme : Geçici bir önlem olarak su ürünleri istihsal yerleri, istihsal vasitalari ve ürünler üzerinde kullanma yetkisinin sinirlandirilmasini, Müsadere : Istihsal vasitalari ve su ürünlerinin sahibinin rizasi olmaksizin Devlete geçmesini, Ifade eder.

Wedeco

History of Wedeco

WEDECO - from Pioneer to World Market Leader WEDECO AG Water Technology success story began 28 years ago with the formation of WEDECO Gesellschaft für Entkeimungsanlagen mbH and the establishment of the first small production facilities in Herford, Germany. From the very beginning, the company's business policy was shaped by the vision of chemical-free and environmentally friendly water treatment. In just a few years, WEDECO developed from being a pioneering operation with six employees to the European and later the world market leader for both water disinfection with UV light and water oxidation using ozone. Today WEDECO AG employs almost 800 people worldwide. The IPO in 1999 and the capital it generated opened up the path for WEDECO's global expansion. UV disinfection as an object of research Since the early 1970s, various research groups were looking into the disinfection of water using UV light. In Munich, Dr. K. Scherb, the head of chemical research at the Munich-based Bavarian Biological Research Institute (Bayerische Biologische Versuchsanstalt), was investigating the use of UV technology in the disinfection of waste water at the waste water testing grounds at Grosslappen, Germany. The findings of his experiments were so promising that Dr. K. Scherb predicted a great future for UV waste water disinfection.
1976 WEDECO Gesellschaft für Entkeimungsanlagen mbH, Germany Werner Klink and Horst Wedekamp had followed this research very closely. On July 14, 1976, they founded WEDECO Gesellschaft für Entkeimungsanlagen mbH. The production and marketing of the first UV water disinfection systems began on a small scale. The first E type series UV disinfection system was a small reactor with a positive geometry. The UV lamps were circular embedded around the quartz tube through which the water was piped. During these early days, working alongside Horst Wedekamp and Werner Klink, were Georg Horstmann, Gerhard Menke, Walter Berges and Günther Dammann. UV water disinfection for zoological parks WEDECO systems were used in a wide variety of applications. For example, for disinfecting aquarium pool and exhibit water in zoological parks. The Duisburg Zoo, the Löbbeke Museum in Düsseldorf and later the Aquazoo as well used UV light early on to disinfect water in their aquatic exhibits. German "Seeberufsgenossenschaft" grants approval In the mid-1970s, WEDECO worked together closely with the Seeberufsgenossenschaft (Professional Association of Seafearers) in Hamburg. In 1976 the organization launched an extensive investigation into UV disinfection of drinking and non-drinking water on ships. The results were positive, and WEDECO was granted the first official certificate in the company's history for the E type series UV disinfection systems.
1979 UV sensor To ensure sufficient disinfection, the UV dose generated by UV lamps in the water must achieve a sufficiently high level. This is monitored using UV sensors. In the late 1970s, WEDECO technicians developed a UV sensor for commercial use that was sufficiently sensitive in the wavelength range of the UV radiation generated for disinfection. UV amalgam lamp The next and certainly the most important milestone in WEDECO UV technology dates back to the end of the 1970s. At this time, WEDECO began developing a special lamp for potable water supply on trains. Inspired by the positive results being achieved by UV systems on ships, the German Federal Railway launched an investigation into the possible use of UV water disinfection in trains. There was a particular problem that needed to be solved: the large fluctuations in temperature of on-board water storage tanks. The UV lamps available on the market at the time experienced a drastic deterioration in performance at temperatures of more than 40°C. A lamp that was virtually insensitive to temperature had to be developed. In close cooperation with prominent manufacturers of UV lamps, Horst Wedekamp developed a new type of UV lamp, which was later taken from prototype to production readiness by Josef Pirkel from the quartz lamp factory Dr. Ing. Felix Müller GmbH & Co. KG in Essen. This lamp was the low pressure high output (Lo-Hi) amalgam lamp, and would later form the core of all WEDECO systems under the brand name Spektrotherm®.
1981 Cooperation with the Bremen Institute of Hygiene In the early 1980s, a milestone for public acceptance of UV water disinfection of drinking water was the start of a cooperation with the Institute of Hygiene at the Hanseatic City of Bremen. At the time, Dr. Gängel, the director of the Institute, was conducting experiments in on disinfection of the water supply in the administration and laboratory building. In the past, routine investigations of the water supply had repeatedly established that the bacteria count was too high. These biological impurities were effectively removed eliminated by the use of UV systems. 1988 First WEDECO ozone electrode In 1988, WEDECO began working with ozone. It developed the unique, patented small diameter hexagonal ozone electrode, the core of which consisted of a six-sided metal rod set in a quartz borosilicate glass dielectric tube. This ozone electrode was first fitted in small ozone systems. One of the first systems for treating drinking water for the Ostheim, Germany community produced 150g/h of ozone from atmospheric oxygen. First current-controlled frequency converter WEDECO ozone systems are controlled today at frequencies of up to 1,000 Hertz. At the time, converters available on the market could not generate this frequency, so WEDECO had to develop its own converter. First BMFT Special Research Program UV disinfection of drinking water was already well established in some European countries, though not in Germany. The Norwegian city Stord installed a WEDECO UV system for disinfecting drinking water in 1977. In Germany, however, there was little acceptance of this new technology.
As a result of many submissions and discussions initiated by prominent research institutes and UV equipment manufacturers, the German Federal Ministry for Research and Technology (BMFT) launched an ambitious network research program in 1988. The objective of this was to systematically research the as yet unanswered questions regarding the use of UV light to disinfect drinking water. Presided over by Professor Heinz Bernhardt, this was the genesis of the First BMFT Research Project: "Investigation into the hygienic safety of drinking water disinfection with UV radiation". Not all the issues were dealt with conclusively, and so it was agreed to continue the investigations in a second BMFT project. International expansion Between 1989 and 1991, WEDECO established subsidiaries in the Netherlands, Hungary, Spain, France and Switzerland to tap these markets with their own sales and service personnel. 1991 Second BMFT Special Research Program Building on the findings of the first project, the second BMFT Project provided a further scientific basis for the safe use of UV disinfection in drinking water treatment. 1994 Digital system control for ozone production From 1992 to 1994, decisive work was carried out to improve the performance and control of smooth ozone production. The development and launch of a digital control system guaranteed a more efficient operation of WEDECO ozone generators. Joint Venture in Great Britain In order to tap the UV waste water markets in Great Britain, WEDECO entered into a joint venture with a Manchester-based company in 1994. In just a few years it became the market leader in the British UV waste water market. In 1996, WEDECO acquired its partner's shares in the joint venture.
Daylight-blind UV sensor In order to use UV technology in open waste water channels, WEDECO engineers developed a daylight-blind UV sensor, which allows smooth continuous operation of UV systems in waste water without special filter technology. First UV waste water disinfection systems At the beginning of the 1990s, the first WEDECO UV waste water disinfection systems were installed in the German City of Grömitz and in Baldwin, Florida, USA. Demand for WEDECO systems rose steadily in the following years; one milestone was the UV system in Tywyn, Wales, UK. Over the next few years, many large European coastal towns improved the quality of their coastal waters in line with the recently adopted European Bathing Water Directive, which had been passed by this time. Today, WEDECO supplies waste water disinfection systems in all sizes and on all continents. At the Manukau waste water treatment plant in Auckland, New Zealand, the waste water is disinfected using almost 8,000 Spektrotherm UV lamps. The plant is one of the largest in the world. WEDECO optimizes UV lamps with electronic power supply and control devices WEDECO developed an electronic power supply and control device that improves the overall performance of lamps while significantly reducing energy requirements. This reduces life cycle costs for customers, a key competitive advantage over substitute disinfection methods. WEDECO is the only manufacturer of to date to produce this specially patented control device. Development of EFFIZON® electrode A milestone in the company's history was the development of a fundamentally new principle of ozone generation using the EFFIZON® electrode. This patented electrode significantly reduced the cost of ozone generation by allowing substantially higher ozone concentrations to be produced from smaller, more cost-effective ozone generators. 1995 First large EFFIZON® system In September 1995, the first large system fitted with EFFIZON® electrodes was supplied to the German city Düsseldorf. These waterworks provides large parts of Düsseldorf with drinking water that was supplied from Rhine river bank filtrate. Today, all of Düsseldorf's drinking water plants are fitted with WEDEOCO ozone systems.
1996 DVGW certification for UV systems WEDECO recognized early on the need to have the functionality of its UV systems documented by an internationally recognized certification. Therefore, in early 1996, WEDECO participated in the development of the German Association for Gas and Water (DVGW) certification body in Bonn, Germany, whose test standards are now recognized around the world. WEDECO Gesellschaft für Umwelttechnologie mbH, Germany In 1996, the WEDECO Gesellschaft für Umwelttechnologie mbH, in which all the company's ozone activities are bundled, was formed. From its facilities in Herford it markets ozone systems of all sizes for a range of applications - and is now the world market leader in this field. 1997 WEDECO Technologie Ochrony Srodowiska Sp. z o.o., Poland The formation of the Polish WEDECO subsidiary in Posen marks one of WEDECO's early first foray's into the Eastern European market. PCI-WEDECO, USA Also in 1997, WEDECO acquired PCI Environmental Technologies, Inc., based in West Caldwell, New Jersey. Its product range was quickly converted to WEDECO EFFIZON® technology. Following a name change PCI-WEDECO is now the market leader in North America under the name WEDECO Ozone Technologies. In 2003, its headquarters and manufacturing facilities were relocated to Charlotte, North Carolina.
1999 WEDECO and KATADYN merge their UV activities In June 1999, both companies made the strategic decision to combine the UV activities of WEDECO with those of KATADYN. KATADYN companies in Switzerland, Germany and France were merged with WEDECO companies in Germany, Great Britain, Spain, Poland and Switzerland, and were supplemented by the global sales networks of both companies. Thus, the European market leader in UV disinfection was created under the parent company WEDECO AG Water Technology. KATADYN was founded in Switzerland in 1928, and had successes in drinking water treatment with methods using filtration, silver ions and UV disinfection. The merger signified the joining of Europe's two pioneers in UV water disinfection. IPO of WEDECO AG Water Technology On October 26, 1999, WEDECO AG was admitted to the SMAX segment on the Frankfurt Stock Exchange. A total of 4.5 million shares were offered on the capital market at a price of EUR 7.80 per share. Proceeds from the IPO were used to finance WEDECO's strategic acquisitions in its core markets, and to further extend its technological leadership. The first Management Board was made up of the company's founder Werner Klink (Chairman), Christoph Dicks (Finance) and Dr. Andreas Kolch (Research & Development). 2000 Greater growth through acquisitions In the first year after the IPO, WEDECO increased its market presence in the US by purchasing a UV company, Ideal Horizons, Inc., Poultney, Vermont, USA. Under its new name WEDECO UV Technologies Inc. it now employs more than 100 people and is headquartered in Charlotte, North Carolina. In Austria VISA UV-Technologie GmbH in Seewalchen am Attersee was also acquired. It serves the market in Austria and Southern and Eastern Europe.
In Great Britain - a key European market for WEDECO - the company consolidated its already strong position with the acquisition of UV Systems plc., Sudbury, now known as WEDECO UV Systems plc. By merging its operation with its second existing British subsidiary, WEDECO Ltd. in Manchester, WEDECO achieved UV market leadership in Great Britain. - one of the most important UV markets in Europe. The next acquisition took place in Spain where the Company first bought the Madrid-based Rex Ibérica S.A., which was then also merged with WEDECO's existing second Madrid-based subsidiary, Tecnologia Ambiental WEDECO S.A., to form WEDECO Rex S.A. By acquiring Puro srl., Parma, and establishing its own subsidiary Wedeco Tecnologie Aque srl. in Bari, WEDECO also took up a significant position at the forefront of the important Italian market. Production facilities in Parma were also expanded to become a key WEDECO manufacturing location. Admittance of WEDECO shares to SDAX On March 20, 2000, WEDECO's shares were admitted to the SDAX segment, an index for Germany's top 100 listed small and medium entities. AWWA investigates Cryptosporidia For decades, people in the USA trusted in drinking water disinfection using chlorine alone. It was not until the drinking water supply of Milwaukee, Wisconson, a city with a regional population of several million, experienced a dramatic and deadly outbreak of parasites in the early 1990s. Hundreds of thousands of people were affected and several hundred died as a result of the infection and the USA also began to rethink its policy. New evidence showed that chlorination alone did not offer sufficient protection against these organisms, and the path was cleared for alternative water treatment methods. In 2000, WEDECO participated in an American Water Works Association (AWWA) sponsored program that investigated the effectiveness of several UV systems on cryptosporidia in large UV drinking water systems. The results were convincing. The subsequent public report boosted sales of UV drinking water disinfection systems in the USA.
2001 Own UV lamp development and production On February 15, 2001, WEDECO acquired the production and development of UV lamps by purchasing the quartz lamp factory Dr. Felix Müller GmbH in Essen. WEDECO had previously enjoyed many years of exclusive cooperation with this company in the development and production of low pressure high output UV lamps. The company is today known as WEDECO UV Light GmbH. With this acquisition, WEDECO became the world's only manufacturer of UV devices with its own leading edge UV lamp production and technology development capability. Further acquisitions In 2001, WEDECO focused its expansion in Asia and the Pacific. WEDECO also became the market leader in New Zealand by acquiring Water and Waste Treatment NZ Ltd. In Korea Sung Jin Entech Corporation in Seoul was purchased. The acquisition of Australian Ultra Violet Products, which today operates as WEDECO AVP Pty. Ltd., gave the company a foothold on the fifth continent. At the second German-Chinese High Technology Dialog Forum in Peking, the company signed a declaration of intent for a joint venture with Chongqing Kangda Environmental Protection Inc. in the presence of the Chancellor of the Federal Republic of Germany. The company that was later founded, WEDECO-Kangda, provided WEDECO with access to the Chinese market for ultraviolet drinking water and waste water disinfection. Shortly before the year end of the year, WEDECO formed a company in Sao Paulo, Brazil, which operates as the South American head office, supporting existing agents in South and Central America.
Capital increase In spring 2001, WEDECO performed a capital increase to finance its successful expansion strategy. A total of 995,000 shares were issued. First multi-barrier system Methods combining membrane filtration, chlorination, UV disinfection and ozone oxidation are becoming increasingly important for drinking water treatment. This combination of methods, known by experts as a "multi-barrier" design, offers comprehensive, safe and economically viable drinking water treatment. WEDECO's first large system of this type was ordered by the North American Weber Basin Water Conservancy District in Utah in May 2001. A key component of this overall system is a major UV disinfection level with up-stream ozone oxidation. Development of EFFIZON® HP In 2001, another leap forward in technology was achieved through the introduction of the enhanced new EFFIZON® HP ozone electrode, which allows even greater efficiency in ozone generation. Admission of WEDECO shares to the MDAX One year after being listed on the SDAX, WEDECO shares are admitted to the MDAX on September 18, 2001. 2002 New generation of UV lamps In October 2002, WEDECO launched the new Spektrotherm® HP lamp on the market. This low pressure high output lamp is the culmination result of many years of development, with the aim of further reducing the total cost of UV disinfection.
2003 Trailigaz, France In spring 2003, Veolia Water Systems, formerly Vivendi Water Systems, contributed its subsidiary Trailigaz to WEDECO's ozone division. In return, Veolia received a 15.2% interest in WEDECO's ozone division. Trailigaz is the world's third-largest manufacturer of ozone systems. Many ozone systems for the drinking water treatment systems of major cities are supplied by Trailigaz, such as Paris, London, Madrid, Prague, Moscow, Tokyo, Sydney, San Francisco and Singapore. Admission of WEDECO shares to TecDAX Following the restructuring of German share indices on March 24, 2003, WEDECO AG shares have been listed in the TecDAX technology segment.
ITT Industries makes takeover offer On December 9, ITT Industries initiated the public offer for WEDECO it had announced on November 11 through its wholly owned subsidiary ITT Industries German Holding GmbH. ITT offered WEDECO shareholders EUR 18 in cash for each WEDECO share. 2004 Acquisition of WEDECO AG by ITT Industries. 2005 Sale of WEDECO Puro.
Resources
Yurtiçi Turlar Öğrenci Yurdu Ney Türk Halk Müziği Sayaç Okuma Cihazı Promosyon Endeks Okuma Ankara 3d Empresyonizm